İstanbul labirentlerinde bir tarih gezisi

İstanbul labirentlerinde bir tarih gezisi

Meyhanenin tarihi, kültürü ve folkloruyla ilgili en geniş bilgileri tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun (1905-1975) kitaplarında ve ömrünün tamamlayamaya yetmediği İstanbul Ansiklopedisi’nde buluruz. Akademisyen yanıyla formel tarih eserleri vermiş olmakla birlikte, esas olarak halka tarih okumayı sevdiren özgün bir yazar olarak tanınır. Osmanlı tarihiyle ilgili incelemelerini tarihsel romanlarla pekiştirmiştir. Aynı zamanda rakı tiryakisi olan Koçu’nun eski İstanbul meyhanelerinden Lavirentos’a karşı özel bir ilgisi vardır. Bizans zamanında Galata’da Cenevizliler tarafından kurulduğu sanılan, Osmanlı döneminde gedikli meyhaneler arasında bulunan Lavirentos’un tarihte izini süren Koçu, meyhanenin 1943’te yıkılana kadar bozulmadan varlığını sürdürdüğünü söyler. Yunancada “labirent” anlamına gelen Lavirentos, asırlar boyu denizcilerin uğrak yeri olmuştu. Ama burada sunulan Ankona, Sakız, Mudanya, Edremit, Bozcaada şaraplarına meftun olanlar sadece limana demir atmış türlü milletten gemici tayfası değildi. Lavirentos aynı zamanda cebi delik ayak takımının, İstanbul’un serserileri ve
kabadayılarının da meyhanesiydi. Bu yüzden kavga dövüş eksik olmaz, müdavimleri bıçak, saldırma, falçatayla gezerdi. Koçu’nun 19. yüzyılın ünlü kabadayısını anlattığı Bıçakçı Petri romanında başlıca mekânlardan biri Lavirentos’tur. Evliya Çelebi, Galata meyhaneleri için şunları yazar: “Deniz kenarında Ortahisar denilen kısımda iki yüz adet kat kat harabathaneler, meyhaneler vardır, fâsikler iş ü işret edip hanende ve sazendelerle bir hayhuy ederler ki, dil ile tarifi mümkün değildir.” O meyhanelerin birkaçının adını da kaydetmiştir. Ancak listede Lavirentos yoktur. Koçu bu meyhanelerin Lavirentos’un benzerleri olduğunu söyler ve meşhur meyhanenin adını anmadığı için gezginimize sitem eder: “Lavirentos adı Evliya Çelebi’ye karmaşık gelmiş, onu da kaydettiği sekiz meyhane arasına o tarihte işleten sahibinin adıyla kaydetmiş olacaktır.” Lavirentos adını karmaşık bulan sadece Çelebi’miz değildir. Bu meyhanenin efsanevi Çingene köçeği Can İbo Şah’ın macera dolu hayat hikâyesini, 1711’de Edirne’de ünlü meddah Burnaz Ali’den dinleyip yazıya döken Ekmekçizade Üveys Çelebi de benzer bir hata yapar, “Lavrendi Meyhanesi” diye yazar. Tarihsel verilerden yola çıkarak Can İbo Şah’ın kısa romanını kaleme alan Koçu, Ekmekçizade’yi de düzeltme ihtiyacı duyar. Doğrusu bu, 17. yüzyılın en bunalımlı dönemlerinden birinde, IV. Murat’ın içki yasağının tam ortasında ve adeta bir cinsel kimlikler labirentinde yaşanan sıradışı bir hayat için önemli bir detaydır. Gerçekte kız olduğu kelleyi kaybetmek istemeyen patronu tarafından sır olarak gizlenen Can İbo Şah, Lavirentos’ta köçek kimliğiyle dans eder. Ancak içki yasağından sonra İstanbul’da işsiz kalır ve Beyrut’a gidip yaşamına çengi olarak devam eder.

Rakı Kitabı‘ndan alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>