Beyoğlu (Pera)

Beyoğlu (Pera)

İstanbul’da eğlence hayatının kalbi. Bizans döneminde bugünkü Beyoğlu ve Galata’yı içeren bölgeye, Tarihi Yarımada’ya göre konumundan dolayı, Yunancada karşı veya öte anlamına gelen Pera adı verilmişti. Bölge bu karşı oluş özelliğini dönüştürücü bir dinamik haline getirerek günümüze kadar korudu, her dönemde kültürel ve toplumsal değişimin merkezi oldu. 20. yüzyıla kadar başta Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler olmak üzere Osmanlı’nın gayrimüslim tebaasının, İtalyanlar ile Fransızların başını çektiği Levantenlerin ve yoğunlukları dönemlere göre değişen çeşitli yabancı uyrukluların semti olan Beyoğlu, İstanbul’un Avrupalı yüzü idi. Osmanlı’da başlayan Batılılaşma hareketini gündelik hayatın içinde ele kemiğe büründürdü. Beyoğlu’nun genişlemesi, 1856’da İntizam-ı Şehir Komisyonu’nun kenti planlarken Beyoğlu- Galata bölgesini pilot alan ilan etmesiyle başladı. Özellikle 1870 Beyoğlu yangınından sonraki imar faaliyetleri, yöreyi Batılı anlamda kültür ve eğlence merkezi haline getiren süreci tamamladı. 19. yüzyılda, bugün İstiklal Caddesi olarak anılan Grande Rue de Pera veya Osmanlıca adıyla Cadde-i Kebir’in uzandığı Taksim-Tünel aksı üstünde açılan yeni eğlence yerleri, günümüzde Türkiye’nin her yerine yayılan Batı kökenli eğlence formlarının birer modeli olarak olarak değerlendirilebilir. İçkili lokantalar, restoranlar, birahaneler, barlar, pavyonlar, günlük jargona kafeşantan olarak yerleşen içkili, yemekli, müzikli kafeler, kabareler, tiyatro ve opera salonları, sonraları sinemalar ve Beyaz Rusların gelişiyle canlanıp revüleri, dansları, sıra dışı ekstravaganzasıyla bütün bu dönüşümün üstüne ipek şal örten gazinolar yeni eğlence formları olarak Beyoğlu’nda geniş uygulama alanı buldular.

Osmanlı ’nın son yılları : Beyoğlu’ndaki içkili mekânların ana kategorilerinden biri, yabancılar tarafından işletilen birahanelerdi. 19. yüzyılda adı geçen belli başlı birahanelerin bazıları şöyle sıralanabilir: Tepebaşı’ndaki Kohut Birahanesi, Çardaş Birahanesi, Lala Birahanesi, Galatasaray tarafındaki Strazburg Birahanesi, 1897’de Türkiye’deki ilk sinema gösterisinin gerçekleştiği Sponeck Birahanesi, Yanni Birahanesi… Bunlardan başka içki yudumlanacak mekânların başında, 1841’de Hotel d’Angletterre’in açılmasından sonra pıtrak gibi çoğalan otellerin barları gelirdi. Bu otellerin en namlıları, 1892’de açılan Pera Palas Oteli ile ondan beş yıl sonra faaliyete geçen Tokatlıyan Oteli’ydi. Ayrıca kozmopolit Beyoğlu sakinlerinin içki içmeye gittiği kafeler unutulmamalıdır: Café Byzance, Café Concordia, Café Flamm, Café Grand-Balcon, Café Phenix… Bir de büyük balolar düzenlenen Odeon, Concordia, Naum ve diğer Pera tiyatrolarının fuayelerini saymak gerekir.

Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Beyoğlu’ndaki içkili mekânlardan bahsedilirken meyhane lafı pek zikredilmez. Tünel’den Taksim’e doğru giden hat, Pera’ya yerleşmiş zengin zümre tarafından kötülük yuvası olarak görülen meyhane bölgesi Galata’dan farklıdır. Sözgelimi Beyoğlu’nda devrin jet sosyetesinin katıldığı balolar düzenlenirken, Galata’nın buna cevabı baloz adı verilen fuhuşun ön planda olduğu çalgılı meyhaneler açmaktı. Öte yandan, Beyoğlu’nun etrafında gelişen bu yeni eğlence formlarının meyhane kültüründen büsbütün uzak olduğunu söylemek de yanlış olur. O dönemde kendi evrimi içinde selatin meyhaneleri halini almış bulunan geleneksel meyhane kültürü, masa-sandalye düzenine geçip beyaz örtü örttüğü masalara modern sofra takımlarını yerleştirerek günümüze kadar gelen klasik meyhaneleri ortaya çıkardı. Anadolu Birahanesi bu geçişi açıklayan iyi bir örnektir: Beyoğlu’ndaki dönüşümün bir parçası olmakla birlikte klasik meyhane özellikleri taşır, adının aksine rakının ve rakıya özgü meze kültürünün öne çıktığı bir mekândır. Sonraki dönemlerde Degustasyon ve bizzat kendi evrimiyle Çiçek Pasajı bu olgunun iyice belirginleştiği başka örneklerdir.

Ara Güler, Beyoğlu, 1994

Ara Güler, Beyoğlu, 1994

Ayrıca, 19. yüzyıl sonundan Cumhuriyet’e kadarki süreçte Pera’yı tamamıyla kozmopolit ve zengin zümrenin gece hayatına indirgemek de doğru olmaz. Örneğin Sermet Muhtar Alus, Cadde-i Kebir üzerindeki bir bodrum katında yer alan 19. yüzyıl birahanesi Strazburg’tan bahsederken salaşlığa vurgu yapar. Galatasaray’da gündüz gece laterna sesleri yükselen pis kokulu Çiçekçi Sokağı, her daim içki tüketilen meyhanelerle doluydu. Özellikle Apukurya karnavalı sırasında yapılan eğlencelerde, klasik deyişiyle “72 milletten insan” beraberce eğlenir, kafayı bulurdu.

Cumhuriyet dönemi: Cumhuriyet’le beraber İstanbul’da yabancıların kontrolündeki birçok işletme kamulaştırılırdı. Elçiliklerin yeni başkent Ankara’ya taşınmasıyla Beyoğlu’nda yabancı nüfusu iyice azaldı. Mütareke İstanbul’una damgasını vuran Beyaz Ruslar daha iyi hayat koşullarına kavuşmak umuduyla Avrupa’ya göçmeye başladı. Ancak gayrimüslim nüfusun Türkiye’yi terk etmesi aşamalı olarak gerçekleştiği için içkili eğlence geleneği aniden ivme kaybetmedi. Sözgelimi kültürel erozyona rağmen Beyaz Rusların Beyoğlu’na yadigârı olan Rejans lokantası günümüze kadar gelebildi.

Cumhuriyet döneminde, 1942’de çıkan Varlık Vergisi, 1948’de İsrail Devleti’nin kurulması, 1955’de yaşanan trajik 6-7 Eylül olayları, geniş bir Rum göçüne sebep olan 1964 Kararnamesi ve aynı yıl çıkan Kıbrıs olayları gibi süreçler sonunda gayrimüslim azınlıklar dışlandı. Beyoğlu’nun içki geleneğinin kurucusu addedilen halklar göçlerle neredeyse ortadan kalktı, yerlerini zor şartlarda köylerden gelen göçmen nüfus aldı. Bunların birçoğu gecekondular inşa ederken gayrimüslimlerin boşalttığı binalar da göçmenlerce mesken edinildi. Bu süreçte gece hayatı da köklü bir değişim geçirdi. Yeni ortaya çıkan göçmen orta sınıfı, mülk müsaderesi ve kent rantıyla zenginleşen yeni zümreler ve sanayileşen kentin işçi sınıfı kendi eğlence hayatını Beyoğlu’na harmanladı. Çeşitli sınıflara göre pavyonlar ortaya çıktı, genelevler çehre değiştirdi, başta birahaneler olmak üzere işçi sınıfının eğlence mekânları Beyoğlu’nun yeni çehresine damgasını vurdu.

Beyoğlu’nda sayıları çok azalan gayrimüslimler meyhane kültürünü yanlarında çalışmaya başlayan göçmen Türklere öğrettiler, onlar da sosyolojik değişimin ışığında mesleğe yeni çehreler vererek meyhaneciliği günümüze taşıdı. Salâh Birsel ve Refik Durbaş’ın yardımıyla bu dönemdeki Beyoğlu’nun şöyle bir şipşak fotoğrafı çıkarılabilir: Tepebaşı’nda İzmir, İstanbul, Safa gibi içkili lokantalar, Asmalımescit ve civarında Refik, Tuna gibi meyhaneler, Balıkpazarı ve civarında Degustasyon, Cumhuriyet Meyhanesi, Lambo, Lefter, üç çıkışından biri Balıkpazarı’na açılan Krepen Pasajı’ndaki Triandafilos’un Meyhanesi, İmroz, Neşe, Zaharapulos gibi meyhaneler, Çiçek Pasajı içindeki birahaneler ve Beyoğlu’na saçılmış Nektar, Balkan, Orman, Özcan gibi meyhane ve birahaneler…

Bu geçiş döneminde Beyoğlu’ndaki meyhane türlerine bir yenisi daha eklendi: Kebapçılar. Meyhanelerde eskiden beri ızgara et servisi yapıldığı bilinse de, İstanbul, Adana usulü ocakbaşı âlemiyle 1960’larda tanıştı. 1968’de Beyoğlu karakolunun yanındaki küçük mekânını açan Pala Ahmet rakılı kebap sofralarının İstanbul’daki öncüsü olarak kabul edilir. Bugün Beyoğlu’nun en eski ocakbaşı kebapçılarından Umut’un kuruluş tarihi 1972’dir.

SELAHATTİN GİZ, Galeri Alfa, 1997

1930’larda Beyoğlu Balıkpazarı’nda bir meyhane

Günümüzde Beyoğlu : 12 Eylül askeri darbesinin sarsıntısı ve 1983’te ANAP hükümete gelirken İstanbul’a biçilen küresel kent modelinin sonuçları Beyoğlu’nda ziyadesiyle hissedildi. Tarlabaşı yıkımı koskoca Rum mahallesini Beyoğlu’nun kalbinden söküp aldı. Bu büyük ölçekli planlama sonucunda içkili mekânların çeşitliliği arttı. İstiklal Caddesi’nin trafiğe kapanmasından sonra klasik temsilcileri Kaktüs ve Pia olan bistro-café arası içkili kafeler yayılmaya başladı. Hayal Kahvesi ve Kemancı’nın açılışını Batılı anlamda canlı müzik yapan onlarca bar takip ederken 2000’lerde concert hall’lar türedi. İstiklal Caddesi ve civarındaki teraslar, üst sınıfların eğleneceği club-bar arası mekânlara evirilirken pavyonlar kapandı ya da kapanmaya yüz tuttu. Ancak meyhaneler ve kebapçılar değişime ayak uydurmakla kalmadı, aynı zamanda sayıca çoğaldılar.

Bugün meyhaneler Beyoğlu’nun tümüne serpilmiş olsa da özellikle iki tarihsel alanda öbekleniyor: Asmalımescit ve Nevizade Sokak çevresi. Asmalımescit son 15 yılda bar, kafe, lounge, bristo, konser salonu ve meyhaneden müteşekkil bir gece hayatı merkezine dönüştü. Semtin iki klasik meyhanesi Refik ve Yakup’a komşu gelen Sofyalı 9, Yare’n, Akbabalı, Fesleğen ve Ada gibi meyhaneler İstanbulluların ilgisine mazhar oluyor. Nevizade Sokak ise, 1981’de Krepen Pasajı’nın kapanmasından sonra buraya taşınan meyhanelere yenilerinin eklenmesiyle meyhane merkezi haline geldi. Bu bölgede akla gelen ilk meyhaneler; Krependeki Kadir’in Yeri, Krependeki İmroz, Boncuk, Alem, Lipsos, Neyle Meyle, Keyif ve Bade. Çiçek Pasajı’nda Huzur ve Seviç dahil on içkili lokanta hizmet vermeye devam ediyor. Bu iki meyhane bölgesinin dışında ise, Galatasaray’daki Çukur ve Taş Plak meyhaneleri, İpek Sokak’ta artık kanıksanmış bir atmosfer yaratan Pera Balık, Orhan Apaydın Sokak’taki Galata Meyhanesi, Tarlabaşı’nda 1948’den beri hizmet veren Asır Restaurant ve Balıkpazarı’nın altındaki Merih Restaurant sayılabilir.

Ancak altmışın üzerinde meze çeşidini hazır bulunduran, ana yemek olarak yenecek balık ve et çeşitlerinin sayısını

 

onlarla ifade eden bu mekânların çoğu meyhaneden ziyade içkili lokantadır. Meyhane mutfağındaki bu genişlemenin nedenini meyhanenin bir müdavim mekânından, İstanbul’un kültürel bir simgesi olarak yerli ve yabancı turistlere hitap eden bir gurme mekânına dönüşmesinde aramak gerekir. Beyoğlu’nun küresel kültür kenti nosyonu eşliğinde, ironik bir şekilde, marka mağaza ve zincir restoranlarla yeknesaklaşmasına meyhanelerin de ayak uydurduğu ortadadır.

ULUS ATAYURT
Nur Akın 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Galata ve Pera / Sermet Muhtar Alus İstanbul Kazan Ben Kepçe / Salâh Birsel Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu / Refik Durbaş Rakı ile Edebiyat Muhabbeti / İlhan Eksen Kebabistanbul

 

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>